Zaman hepimizin ortak paydasıdır. Nerede, nasıl, hangi koşullarda yaşadığımızdan bağımsız olarak hepimiz yirmi dört saatlik bir güne başlar ve üç altmış beş gün sonra bir yılı bitiririz. Sahip olabildiğimiz nadir şeylerden biri olan “zaman” adlı bu araçla sahip olmadığımız şeyleri elde etmeye çalışarak hayatımızı geçiririz. Öyle bir şeydir ki bu zaman, aynı yaşam koşullarında başlayıp hayatlarında tamamen aynı zamanı harcamış iki insan tamamen farklı hayatlara sahip olabilir. Sizinle aynı iş yoğunluğuna sahip bir insan, kendisine vakit ayırarak inanılmaz şeyler yapıyorken siz hiçbir şeye vakit bulamıyor olabilirsiniz. Hatta hala bu ekstra şeyleri yapmanın imkansız olduğuna bile inanıyor olabilirsiniz. Hepimiz aynı miktarda zamanla güne başlıyorken bazı insanlar nasıl zamanı bu kadar verimli kullanabiliyor? Bu kadar kısıtlı görünen bir şey nasıl bu kadar eğilip bükülebiliyor?

  Fark yaratabilmiş bütün insanların en uzun ömre sahip insanlardan oluşmadığını biliyoruz. Başarıya çok genç yaşlarda ulaşmanın imkansız bir şey olmadığını da biliyoruz. İşte burada zaman yönetimi etkisini göstermiş oluyor. Hayatımızı ne kadar zamana sahip olduğumuz değil, zamanı nasıl harcadığımız belirliyor. Yolumuzu; boş vakit olarak nitelendirdiğimiz zaman dilimlerinde yaptıklarımızla, alışkanlıklarımızla çiziyoruz. O yüzden gerçekten güzel, mutlu ve başarılı bir hayat istiyorsak şu ana kadar boşa harcadığımız zamanı geçmişte bırakarak ve bundan sonra her anımızı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışarak bu hayale ulaşmamız mümkün.

  Elbette bu göründüğü kadar kolay değil. Yılların getirdiği alışkanlıklar hayatınıza nüfuz etmiş oluyor ve ne kadar vazgeçilebilir görünürlerse görünsünler onlar olmadan hayatınızı hayal etmekte zorlanıyorsunuz. Yeni alışkanlıklar edinmek günler, haftalar, aylar hatta bazen yıllar sürebiliyor. İşte bu aşamada küçük küçük adımlar atarak hayatınızı yavaş yavaş değiştiriyorsunuz. Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız tabii ki işinize yarayabilecek bazı bilgiler ve yöntemler var.

YAPILACAKLAR LİSTESİ, PLAN

  Bir hedefe ulaşmak için neler yapmanız gerektiğinin farkında olmazsanız işinizi son derece zorlaştırmış olursunuz. Yapmanız gereken bazı şeyleri unutabilirsiniz; o hedefi gözünüzde büyütüp nereden başlayacağınızı bilemediğiniz için denemeye başlamayabilirsiniz ya da bir şeyler yapıyor olsanız bile yapmanız gereken diğer şeylere, kafanızda dönüp durduğu için o an yaptığınız şeye de odaklanamıyor olabilirsiniz. Böyle bir durumla karşı karşıyaysanız yapabileceğiniz en mantıklı şey halledilmesi gereken bütün işleri listelemek ve bunları ne zaman, ne kadar sürede yapabileceğinizi düşünmek olur. Bitirdiğiniz işleri işaretler, yani beyninizi onların artık geride kaldığına ikna eder, bu sayede de tüm enerjinizi geriye kalanlara verebilirsiniz. Normalde bomboş geçecek bir zaman diliminde bu önceden belirlediğiniz işleri halledebileceğinizi fark edebilir ve böylece uykunuzdan ya da eğlenerek geçireceğiniz bir zamandan fedakârlık etmek zorunda kalmazsınız.

TEK BİR ŞEYE ODAKLANMAK

  Özellikle gözünüzde büyüyen bir işe başlamanız gerekiyorsa onu küçük parçalara bölmekten daha iyi bir yöntem yoktur. Bunu az önce okuduğunuz yapılacaklar listesi yöntemiyle yapabilirsiniz. İşe koyulduğunuzda sadece o sırada yapmanız gereken parçaya odaklanın. Başka bir şeyle uğraşmadan o parçanın üzerine yoğunlaştığınızda aslında ilerlemenin o kadar da zor olmadığını hissedeceksiniz. Her şey gözünüze daha halledilebilir şeyler olarak gözükecek çünkü bir şeyleri halletmiş olma hissini yaşamış olacaksınız.

ÖNEM SIRASI

  Bazen yapmanız gereken şeyleri listelemiş olsanız bile en önemli maddeler sona kalıyor ya da yapılamıyor olabilir. Eğer yaşamınızda çok da büyük bir önemi olmayan maddeleri sürekli öne alırsanız kolaya kaçıyor ve asıl yapmanız gereken şeyleri ileriye atıyorsunuz demektir. Yapmanız gereken her şey kolay ya da eğlenceli olmayacak ve bunu kabullenmediğiniz sürece bazı şeylerin altından kalkamayabilirsiniz. Hayır demeyi öğrenmeli, nelerin önemli ya da nelerin acil olduğunu ayırt edebilmelisiniz. Hayatınızda bir şeye evet dediğiniz zaman mutlaka başka bir şeye hayır demiş oluyorsunuz. Evet dediğiniz şeyleri iyi seçin.

PLANLAMANIN ÇEŞİTLİ YOLLARI

  Gününüzü nasıl planlayacağımızı hala bilemiyorsanız yapılacaklar listesinden bir adım daha ileri gidebilirsiniz. Kullanabileceğiniz “timeboxing” isimli bir yöntem var. Bu yöntemin amacı adından da anlaşılacağı üzere zamanı kutucuklara ayırmak yani her görev için kısıtlı bir zaman belirlemek. Yapacağınız bir işin ne kadar sürmesi gerektiğini tahmin etmeniz ve bu süreyi aşmadan o işin içinden sıyrılmaya çalışmanız gerekiyor. Bu da tabii ki oyalanmadığınızda, gerçekten odaklandığınızda gerçekleşebiliyor. Bunun haricinde gün içerisinde kısa kısa notlar almanız, hatırlatıcılar kullanmanız, takviminizde unutmamanız gereken günleri işaretlemeniz de önünüzdeki zamana adeta kuş bakışı bakabilmenizi sağlıyor. Pomodoro (yirmi beş dakika çalışma – beş dakika mola) gibi teknikler dikkatiniz dağılmadan çalışmanızın akıp gitmesine yardımcı oluyor. Size saydığımız bütün bu yöntemleri hayatınıza dahil etmeye yardımcı olabilecek mobil uygulamalar da mevcut.

ERTELEME

  Yeterince zamanımızın olmadığına inanmamızın asıl sebebi erteleme alışkanlıklarımız aslında. Sürekli bir şeyler başarmak için en boş, en uygun zamanı bekliyoruz ama tabii ki bu zaman dilimi asla gelmiyor çünkü böyle bir zaman dilimi var olmuyor. Biz ancak bize kalan küçük zaman dilimlerini birleştirerek büyük gelişmeler gösterebiliyoruz. O yüzden hiçbir işinizi daha boş olacağınıza inandığınız bir zaman dilimine yollamamaya çalışın. Bir konuda iyi olmak, bir şeyler öğrenmek istiyorsanız kendinize bir “deadline” belirleyin. “Bu yılın sonunda şu dilde şu seviyeye geleceğim.” gibi. Böylece kendinizi, eski görevlerle dolup taşmış ve sonu gelmez bir yapılacaklar listesiyle bulmamış olursunuz.

Gizem Gökçül