Kainata hükmetmek için babasıyla savaşan bir oğul. gelmiş geçmiş tüm tanrılardan daha fazla gücü ele geçirir. Bu yazı Yunan mitolojisinin üstün tanrısı Zeus’un hikayesidir.

Kainata hükmetmek için babasıyla savaşan bir oğul, gelmiş geçmiş tüm tanrılardan daha fazla gücü ele geçirir. Bu yazı Yunan mitolojisinin üstün tanrısı Zeus’un hikayesidir. Bu anlatılanlar bizim için sadece efsane olsalar da o dönemdeki insanlar için gerçeğin tam da kendisiydi. Korkunç dünyayı anlayabilmenin tek yoluydu. Bazı Yunanlılar Zeus’un, İsa’dan yüzyıllar önce gelen gerçek tanrı olduğuna inandılar. En korkunç felaketler onun gazabının bir işaretiydi. Gökyüzüne hükmederseniz dünyaya hükmedersiniz. Yunan mitolojisinde de bu güce bir tanrı hükmediyordu. Adaletin kılıcına, tüm insanlığa ve tanrılara o hükmediyordu. Zeus tüm tanrıların kralıydı. Zeus’un en güçlü silahı yıldırımdı. Zeus’un sahip olduğu bu silah, onun tanrıların tanrısı olma yolundaki en büyük etkeniydi. Yunanlıların yıldırımı Zeus’a atfetmeleri, kendilerince açıklanamaz olayları açıklama yollarıydı.

Bilimden önceki zamanlarda mitoloji, dünyayı şekillendiren güçler ile insanları bağdaştırmıştır. Yunanlılar dünyanın neden bu şekilde işlediğini anlamak için mitolojiyi kullandılar. Yıldırım neden oraya değil de buraya, neden şimdi değil de sonra düştüğünü anlamak için yeterli bilimsel bilgilere sahip değillerdi. Neticesinde bunları açıklamak için doğaüstü güçlere ihtiyaç duydular. Tam da bu esnada devreye mitoloji girdi ve Yunanlılar doğayı anlamlandırmaya başladılar. Doğa çok güçlü felaketlere sahip olduğu için bunları da aynı şekilde ilahi güçlere bağladılar. Zeus’un doğaya hükmedişi onun en korkulan tanrı olmasını sağladı fakat Zeus ile ilgili bilgilerimiz nasıl oluştu?

Antik Yunan yazarı Hesiod’un M.Ö 700’de yazdıklarıyla başladı. Şimdi bizim için Kur’an-ı Kerim ne ise Teogani isimli kitap da antik yunan için o demekti. Efsaneye göre Zeus’un hikayesi Tanrıların Kral’ı olarak başlamadı. Dünyaya hükmetmek için saklandığı yerden çıkarak babasını devirmesi gerekti ve bu hiç kolay olmadı. Babası Kronos dünyadaki en güçlü tanrıların, yani titanların kralıydı. (Titanlar tanrıların bir üst kuşağıdır). Kronos’tan çocuk beklendiği için başka bir titanla, kendi kanından gelen Rhea ile ilişkiye girdi. Ensest ilişki mitolojide sıkça rastlanan bir durumdu. Kronos çocuk sahibi olma konusunda çok endişeliydi çünkü doğacak olan çocuğun ondan daha güçlü olmasından ve onun yerini almasından korkuyordu. Bu soruna bulduğu çözüm ise çocuklarını daha doğurur doğurmaz onları midesine indirmek oldu. Elbette çocukları ölümsüz olduğu için ölmediler fakat babalarının midesinde hapis oldular. Rhea beş çocuğu da canlı canlı yutulduğu için dehşete kapılmıştı ve tekrar hamile kaldığında bu sefer bir plan yaptı. Gizlice kaçtı ve tanrıların gelecekteki kralını doğurdu. Kronos başka bir bebek yutmayı planladığı için Rhea bir taşı battaniyeye sardı ve onu Kronos’a verdi. Kronos da onu hiç düşünmeden midesine indirdi. Bebek Zeus gizlice götürülerek bir oyuğa konuldu.

Peki efsanenin kalbinde yer alan bu mağara gerçek olabilir mi?

Belli ki eski uygarlıklar öyle olduğunu düşünüyorlardı. Onlara göre Zeus, Girit adasında bu mağarada doğdu. Girit adasındaki bu mağara bir çok uygarlık için kutsal bir mabet halini almıştı. Efsaneye göre Zeus mağarada sessizce büyüdü. Kronos’tan habersiz çeşitli eğitimler gördü ve gücünü toplayarak yetişkin bir insana dönüştü. Zeus, dünyaya hükmedebilmek için babasına ve titanlara meydan okuyacağı kadere hazırlanarak çocukluğunu geçirdi. Artık Zeus tanrısal olgunluğa eriştiğinde babasının yol açtığını köleliğin intikamını alabilcekti. Elde edeceği menfaatler çok büyüktü. Kazanırsa dünyanın efendisi olacak fakat kaybederse kesinlikle Tartarus’un dibini boylayacaktı. Zeus’un bu savaşta kendisine yardım edebilecek kardeşlerini kurtarması gerekiyordu. Onları kurtarabilirse dengeler Zeus’un lehine çevrilebilirdi. Sihirli bir iksir hazılayarak kardeşlerine özgürlüklerini vermek istedi. Zeus sessizce Kronos’un barınağına girerek iksirini içkisine karıştırdı. Kronos içkiyi içince ölesiye hastalandı ve kusmaya başladı. İlk olarak karısının ona verdiği taşı kustu. Geleneklere göre bu taş Antik Yunan’ın en kutsal yeri Oracle’nin evinin temel taşıdır. Kronos kusmaya devam etti ve Zeus’un 5 kardeşi de esaretten kurtuldu. Zeus’un daha önce gelen titanlardan ayıran en büyük özelliği zekasıydı. Kardeşlerini kendi safına çeken Zeus, titanları yenmek için hala daha fazla güce ihtiyaç duyuyordu. Kronos’un kaybolan kardeşleri Cycloplar ve Hundred-Handerlar idi fakat Zeus onları bulmak için cehenneme gitmek zorundaydı. Bunlardan korkan Kronos onları Tartarus’un derinliklerine göndermişti. Aşağı indi ve Hundred-Handerlara “Babamın size kötü davrandığını biliyorum ama ben size saygı göstereceğim. Size özgürlüğünüzü bağışlıyorum bu yüzden bana borçlusunuz”dedi. Onlar da “Evet, Yüce Zeus, siz güçlü olduğunuz kadar insanlara saygılısınız da. Biz de bunu takdir ediyor ve sizin tarafınızda savaşmayı bir borç biliyoruz.” dediler. “Cyclop”lar özgür kalışlarının teşekkürü olarak Zeus’a bir armağan sundular; Yıldırım yeteneği. Yıldırım dünyadaki en yok edici güçlerden biriydi. Yıldırım havada bir ark oluşturduğundan sıcaklık 50.000 derecenin üstüne çıkıyor yani güneşin yüzey sıcaklığından 5 kat daha yüksek bir sıcaklık oluşuyordu. Yıldırımın gücü Zeus’a dünyaya hükmetme gücünü vermişti.

Savaş başlamak üzereydi. Titanlar Othrys Dağından Tanrı Hanedanları ise Olimpos Dağından saldıracaklardı. Çok güçlü bir silahla kuşanan ve seçkin bir asker topluluğunu yanına alan Zeus dünyayı sarsacak olan savaşı başlattı. Zeus babasının ordusunun üstüne ölüm yıldırımlarını yağdırdı. Bu savaşı hayal etmek istersek dünyaların birbiri ile çarpıştığını, evrendeki tüm güçlerin birbirine karşı kullanıldığını düşünürsek savaşı anlayabiliriz. Savaş Zeus’un üstünlüğü ile devam ediyordu. Fakat titanların elinde son bir silah vardı. Tartarus’un derinliklerinden devasa bir canavarı gün yüzüne çıkardılar; Typhon. Typhon, Zeus’a meydan okuyan son derece güçlü bir canavardı. Zeus ve Typhon bu epik savaşın son sahnesinde karşı karşıya geldiklerinde, Zeus sonunda üstünlüğü ele geçirdi ve yıldırım gücü sayesinde savaşı kazandı. Zeus’un düşmanları Sicilya adasındaki Etna Dağı’nın volkanik kraterinden cehennemin derinliklerine gönderildiler. Zeus artık dünyanın yeni lideri oldu ve geriye tek bir şey kaldı: Tanrılar meclisinin toplanıp görevlerin dağıtılması.

Yiğit YILMAZ