Varoluştan bu yana süregelen canlıların tamamının daha güçlü, daha hızlı, daha etkili yani kendilerinin daha fazlası olmak adına bir değişim içinde olduğunu görmezden gelmek imkânsızdır. Bu değişimlerin amacı canlıdan canlıya farklıymış gibi görünse dahi bir ortak paydada kesişmektedir o da kendilerinin potansiyellerinin en iyisine ulaşmasıdır. Bundan yola çıkarak bir bakıma varoluşun amacının mükemmele ulaşmak olduğu söylenebilir. Bu mükemmelliğin çeşitli tanımlarını görmemiz mümkündür. Dini tasavvufi tanımlardan başlayıp çitaların süratlerindeki gelişimine dek bu süreci izleyebiliriz.

En iyiye ulaşma arzusundaki bu yolda doğanın kanunu her durumda tekerrür etmektedir. Güçlü olanlar ayakta kalarak devam ederken güçsüz olanlar elenmektedir ve böylece seçilim gerçekleşmektedir. Seçilimi kabaca iki sınıfa ayırabiliriz. Belli bir türde dış çevreye karşı uyum konusunda daha elverişli özelliklere sahip organizmaların, bu elverişli özelliklere sahip olmayan diğer bireylere göre yaşama ve üreme şanslarının daha yüksek olmasına doğal seçilim; bilinçli olarak bir organizmanın belli özelliklerinin seçilmesi ve kontrolünün sağlanmasına ise yapay seçilim diyebiliriz.

Yapay seçilim, tanım itibariyle insanlar tarafından hayvan ya da bitki gibi diğer türlere yönelik işleniyor gibi algılansa da gerçekte yapay seçilim sadece bununla sınırlı kalmayıp biz insanlara ve oluşumlara yönelik de meydana gelmektedir. Bunun örneklerini günlük hayatımızda sıklıkla görmekteyiz. Pek çok şirket iflas bayrağını çekmekte, teknoloji büyük bir değişim göstermekte yeni meslekler ortaya çıkmakta ya da yok olmaktadır. Güzel bir örnek olarak yirminci yüzyılın ikinci yarısındaki yıllarda dünyanın en büyük on devasa şirketi listesinde her zaman için sanayi ve enerji şirketleri yer alırken şu anda aynı listede yedi tane teknoloji şirketinin yer almasını verebiliriz. Bu değişimin bu kadar kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleşmesi büyük bir değişim ve yenilenme ifade etmektedir. Değişimdeki olaylara yapay zekâ, robotik, nesnelerin interneti, Blockchain, Büyük Veri veya yeni nesil pazarlama ve analizi gibi pek çok alandan örnek verebiliriz. Bu değişim tufanına direnmek pek çok örnekteki gibi başarısızlık getirmektedir.

Ayakta kalmak için ise seçilimde olduğu gibi kendimizi durmaksızın geliştirmek ve istikrarlı bir şekilde cesurca ilerlemek gereklidir. Geçmişin aynısını beklememiz doğru değildir bu yüzden geçmişin bilgisi ve yoluyla hareket etmek yerine amacımız doğrultusunda kendi eğitimimizi tasarlamalı ve bunun uygulama yolunu keşfetmeliyiz yani mesleğimizi de kendimiz icat etmeliyiz. Bilgilerin çokluğu yıllara paralel bir şekilde ilerlememektedir, katlanarak geometrik olarak artmaktadır. Bununla birlikte bilginin aktarımı da eskimiştir, bu yüzden kendi eğitim programımızı tasarlamamız şart haline gelmiştir ki zaten eğitim demek bireyi toplum normlarına uygun bir şekilde yeniden şekillendirmek demektir. Bu da bizim her an için kendimizi eğitmemizin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Ayakta kalmak için bir diğer önemli olan şey ise girişimciliktir. İnsanlar, varoluşlarından beri kendilerine hizmet etmektedirler. Sadece son on bin yıllık dönem hariç tamamıyla özgür bir şekilde yaşamlarını devam ettirmişlerdir. Son on bin yıllık dönemde insanlar, önce tarımın sonra endüstrinin ve şu anda bilişimin kölesi olmuşlardır. Fakat bu kırılacak olan bir zincirdir çünkü insanın ruhunda yaratıcılık ve bağımsızlık vardır. Son yıllardaki girişimcilik faaliyetlerinin yükselişi de buna bir örnektir. Hayatta mutlu olacağımız uğraşı seçtikten sonra bu yolda planlı ve programlı ilerlemek, bizi hem maddi hem de manevi anlamda ayakta tutmakla kalmayıp zirvede de tutacaktır. Yeter ki kendimizi geliştirmeye devam ederek cesaretimizi koruyabilelim.

Muhammed Ali Munduz